• /
  • Kütüphane
  • /
  • Ramazan ve Takvâ Eğitimi
  • /
  • 04. RAMAZAN’IN FAZİLETLERİ
03. ŞA’BAN AYI

04. RAMAZAN’IN FAZİLETLERİ



Es-selâmü aleyküm ve rahmetu’llàhi ve berekâtühû!

Aziz ve sevgili müslüman kardeşlerim, sevgili dinleyicilerim!

Allah-u Teàlâ Hazretleri cümlenizden râzı olsun... Bu güzel, hayırlı, feyizli ayın rahmetlerinden, nimetlerinden, Allah-u Teàlâ

Hazretleri’nin iyi kullarına sunduğu ikramlarından istifade etmeyi Mevlâ cümlenize nasib ve müyesser eylesin...

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Selmân-ı Fârisî RA, biliyorsunuz Peygamber SAS’in çok sevdiği bir sahabi... Rasûlüllah Efendimiz’in ridasını açıp da üstüne örtüp de:11


سَلْمَان مِنَّا أَهْلَ الْبَيْتِ (ك. طب. عن كثير بن عبد الله المزني عن أبيه عن جده)


(Selmânü minnâ ehle’l-beyti) “Selman bizdendir, ehl-i beytimizdendir.” buyurmuş.

Selman RA diyor ki:12




11 Hàkim, Müstedrek, c.III, s.691, no:6539, 6541; Taberânî, Mu’cemü’l-Kebîr, c.VI, s.212, no:6040; Isfahànî, Ahbâr-ı Isfahan, c.I, s.136, no: 125; İbn-i Asâkir, Târih-i Dimaşk, c.XXI, s.408; Mizzî, Tehzîbü’l-Kemâl, c.XI, s.251; İbn-i Sa’d, Tabâkàt, c.IV, s.83; İbn-i Hibbân, Tabâkàtü’l-Muhaddisîn, c.I, s.203; Küseyr ibn-i Abdullah el-Müzenî Rh.A babasından, o da dedesinden.

Bezzâr, Müsned, c.II, s.293, no:6534; Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs, c.II, s.337, no:3522; Hz. Ali RA’dan.

Mecmaü’z-Zevâid, c.VI, s.189, no:10137 ve c.IX, s.154, no:14688, 14689;

Kenzü’l-Ummâl, c.XI, s.690, no:33440; Keşfü’l-Hafâ, c.II, s.490, no:1505; Câmiu’l- Ehàdîs, c.XIII, s.284, no:13125.

12 İbn-i Huzeyme, Sahîh, c.III, s.191, no:1887; Beyhakî, Şuabü’l-İman, c.III, s.305, no:3608; Heysemî, Müsnedü’l-Hàris, c.I, s.412, no:321; İbn-i Şâhin, Fadàilü Şehri Ramadàn, c.I, s.18, no:16; Selmân-ı Fârisî RA’dan.

Kenzü’l-Ummâl, c.VIII, s.757, no:23714 ve s.961, no:24276; Câmiü’l-Ehàdîs, c.XXIII, s.176, no:25782.

63

خَطَبَنَا رَس ول اللهِ صلى الله عليه وسلم فِي آخِرَ يَوْم مِنْ شَعْبَانَ،وَقَالَ:


أَيُّهَا النَّاس ! قَدْ أَظَلَّك مْ شَهْرٌ عَظِيمٌ، شَهْرٌ م بَارَكٌ، شَهْرٌ فِيهِ لَيْلَةٌ خَيْرٌ


مِنْ أَلْفِ شَهْر ؛ شَهْرٌ جَعَلَ الله صِيَامَه فَرِيضَةً، وَقِيَامَ لَيْلِهِ تَطَوُّعًا، مَنْ


قَرَّبَ فِيهِ بِخَصْلَة مِنَ الْخَيْرِ أَوْ أَدَّى فَرِيضَةً، كَانَ كَمَنْ أَدَّى سَبْعِينَ


فَرِيضَةً فِيمَا سِوَاه .


(Hatabenâ rasûlü’llah SAS fî ahiri yevmin min şa’bân) “Şa’banın son gününde Rasûlüllah SAS bir hutbe irad eyledi. Çıktı minbere, bizlere bir konuşma yaptı.” diyor ve şöyle buyurduğunu naklediyor:

(Yâ eyyühen nâs) “Ey insanlar!.. (Kad ezalleküm şehrun azîmün) Size bir büyük, azametli, muazzam ayın gölgesi geldi, sizi gölgeledi, gölgesi üzerinize düştü.” Çünkü Şa’ban’ın son günü, henüz daha Ramazan girmemiş, onun için öyle buyurmuş. (Mübârekün) “Mübarek bir ay... (Şehrun fîhî leyletün hayrun min elfi şehrin) Öyle bir ay ki, içinde bin aydan daha hayırlı bir gecenin olduğu ay...”

Bin aydan daha hayırlı gece, biliyorsunuz Kadir gecesidir. O Kadir gecesi Ramazan’ın içine konulmuş ve biraz da saklanmıştır. Peygamber SAS: “Ramazan’ın son on gününde arayın Kadir gecesini!” buyurmuş, “Tek günlerde arayın!” buyurmuş ama, bütün bunlar biraz mübhem şeyler... Bazan Ramazan’ın başlangıcında bir gün kayması olabiliyor. Onun için, Peygamber SAS Efendimiz Ramazan’ın son on gününde eve bile gitmez, camide ibadetle meşgul olurdu. Ramazan’ın o mübarek Kadir gecesini yakalayıp istifade etmek için, bizim de tabii o sünnet-i seniyyeye uygun hareket etmemiz icab ediyor.


Aziz ve muhterem kardeşlerim!.. Peygamber SAS Allah’ın rasûlü, habîbi, en sevgili kulu, seyyidül evvelîne ve’l-âhirîn, yâni

64

bütün insanların, geçmişlerin ve geleceklerin en asâletlisi, en soylusu... Server-i enbiyâ, bütün peygamberlerin de mertebesi en yüksek olanı... Makàm-ı Mahmud’un sahibi... Her hali güzel, bütün ömrü güzel, her saniyesi güzel... Her huyu güzel, her sözü güzel, her hadisi güzel... Fakat Peygamber SAS Efendimiz, Üç Aylar geldiği zaman kendisini daha fazla bir ibadete verirdi. Daha da bir güzel ibadet alemine kendisini daldırırdı; zâten her anı ibadet olduğu halde... Tabii bu, bizim için bir önemli müşahededir, ibrettir bizler için...

Receb ayı geldiği zaman, Peygamber Efendimiz bütün diğer aylardan daha fazla oruç tutardı. Biliyorsunuz Receb, Ramazan’dan iki önceki ay... Regaib kandili var... Regaib kandili ile müslümanlar mübarek bir ayın geldiğini anlıyorlar, fark etmiş oluyorlar. Allah’ın büyük ikramlarına mazhar olunuyor bu gecede... Receb ayının yirmi yedisinde Mi’rac’a çıkmış Rasûlüllah SAS Efendimiz... Mi’rac gibi, başka hiçbir beşere hâl-i hayatında nasib olmamış olan Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin divanına kabul olmak, âşikâre Allah-u Teàlâ Hazretleri’ni görmek nimeti Rasûlüllah SAS’e Receb ayında nasib olmuş.

Ondan sonra Şa’ban ayında ibadetlerini devam ettirirdi Peygamber Efendimiz... Oruçlarını devam ettirirdi. Şa’ban’ın ortasında da biliyorsunuz Beraet gecesi var, Berat kandili var... Onu da yaşadık geçtik ve Ramazan ayına geldik. Peygamber SAS Efendimiz işte Şa’ban ayının sonunda Ramazan ayını anlatırken, Selman RA’ın bize rivayet ettiği hadis-i şerifi okuyorum:


a. Kadir Gecesi ve İ’tikâf


İlkönce bu ayın mübarek bir ay olduğunu, çok muazzam, çok hürmetli, çok ulu bir ay olduğunu mübarek sözleriyle beyan ediyorlar. Bize ilk söyledikleri, içinde bin aydan daha önemli bir gecenin saklı olduğu aydır denmesi... Kadir gecesi Ramazan’ın içinde saklı olduğu için, biz bütün geceleri Kadir gecesi bilerek geçirmeliyiz.

Zâten büyüklerimizin bize nasihati nedir, halkımızın arasında

65

atasözüdür:

“—Her geceni kadir, her karşılaştığın, gördüğün insanı Hızır bil!” demişler.

Hani fakirdir, hırpânî kılıklıdır, yoksul görünüşlüdür, saçı sakalı birbirine karışmıştır diye karşındaki insanı hor görme; belki Hızır AS’dır. Geceni gàfil geçirme, belki kadir gecesidir. Her geceyi kadir gecesi gibi bilip ihyâ etmeyi tavsiye etmiş büyüklerimiz...


Şimdi Efendimiz’in Ramazan’ı anlatırken ilk işaret ettiği nokta bu, Kadir gecesi... O halde biz de Kadir gecesini zihnimizde en önemli mesele olarak tutalım!..

Şimdiden niyet ediyoruz ki: “—Allah nasib eder de Ramazan’ın son aşr-i ahîrine, en son on gününe sıhhat afiyetle ulaşırsak, bak inşaallah ben de Peygamber SAS Efendimiz’in yaptığı gibi i’tikâfa çekileceğim. Camiye gideceğim, gecede camide yatacağım kalkacağım. İlmihal kitaplarını okurum, i’tikâfın âdâbını öğrenirim. Sünnet-i müekkededir. Bir beldede, bir köyde hiç kimse bu i’tikâfı yapmazsa, herkes sorumlu oluyor. Ben bunu bu ay yapacağım!” deyip, o Kadir gecesini yakalamaya bir kere azmedelim, isteyelim!..

Çünkü, Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin bir vaadi var... Allah-u Teàlâ Hazretleri kullara:

“—Ne isterseniz isteyin, istediğinizi vereceğim!” buyurmuş.

Peygamber Efendimiz nakleylemiş:

“—Cenneti isteyene cenneti vereceğim!” buyuruyor.

Binâen aleyh, istemek lâzım! İçinden, kuvvetli bir tarzda insanın istemesi, niyet etmesi lâzım!..


Hattâ biliyorsunuz, hadis-i şeriflerde geçiyor, bir insan şehidliği de isteyecek;

“—Yâ Rabbi senin yolunda şehid olayım, canımı da vereyim!” diyecek. “Kalbinde şehid olma arzusu olmadan ölen bir insan, münafıklıktan bir çeşit üzerine ölmüş olur.” deniliyor.

Yâni canını vermeyi isteyecek ama, belki savaş olmaz, belki şehid olmaz, belki sıcak yatağında, döşeğinde ölür. Olsun;

66

“—Can u gönülden şehid olmayı isteyen bir insan, sıcak yatağında, rahat bir şekilde ölse bile, Allah onu şehidlerin mertebesine ulaştırır.” buyuruyor hadis-i şeriflerde Peygamber Efendimiz... Demek ki, niyet önemli...

O halde biz de bir kere, “İnşaallah bu sene Kadir gecesini yakalamağa gayret edeceğim, Ramazan’ın son on gününde i’tikâfa gireceğim!” diyelim. Biz önceden hatırlatıyoruz ya sizlere bazı şeyleri... İkaz ediyoruz, hatırlatıyoruz, kardeşlerimiz kaçırmasınlar diye... Üç Ayları da önceden ikaz ettik. Üç Ayların başında, “Aman Şa’bana, Ramazan’a dikkat!” diye söylemiştik. Bunu da şimdiden söylüyoruz.


b. Ramazan Bayramı’nda Kurban Kesmek


Bir şey daha söyleyeyim, sevgili dinleyiciler! Biliyorsunuz Kurban Bayramı’nda kurban kesiyoruz. Zengin olanlar gidiyorlar, kıvrım kıvrım boynuzlu, sürmeli gözlü, güzel bir koç seçip kurban Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN, İSVEÇ

67

etmeye çalışıyorlar. Allah kabul etsin...

“—Kurban gelince kurbanı da keseceğiz inşaallah!” diyelim, ona da önceden niyet edelim!

Güzel şeylere önceden niyet etmek adetimiz olsun. Amma, Ramazan Bayramı’nda kurban kesmek!.. Kurban Bayramı’nda kurbanı herkes kesiyor, tamam o vacib... Amma, Ramazan Bayramı’nda kurban kesmek; bunu da şimdiden hatırlatıyorum. Bakın daha Ramazan’ın ikisindeyiz. Ramazan Bayramı’nda kurban kesmek de çok sevap, yedi yüz misli sevabı var...

Peygamber SAS bir hadis-i şerifinde yedi yüz misli sevablı dört şey saymış:

1. İnsanın Allah yolunda harcamaları yedi yüz mislidir. Cihada, hacca, umreye...

2. İnsanın anasına, babasına iyilik olsun diye yaptığı harcamalar; yiyimine, giyimine, kirasına harcamalar yedi yüz mislidir.

3. Ailesine yaptığı harcamalar yedi yüz misli... Bu da ne kadar güzel! İslâm aile muhabbetine ne kadar önem veriyor. İnsan filesini

dolduracak, “Çoluk çocuğum, kuzucuklarım yesin içsin!” diye evine götürecek. Bir tatlılık olacak, çocukların gözü doyacak... Komşunun elmasına el uzatmayacaklar, başkasının elindekine göz dikmeyecekler. Evde her şey var, gözleri tok olacak. Demek ki, eve de harcamak yedi yüz misli...


4. Ramazan Bayramı’nda bir kurban kesmek... Neden?.. Bayram günüdür. Ramazan Bayramı’nda Kurbanı kestiniz mi, evde bir bereket olur. Sadece Türkiye’yi düşünmeyin, sadece bu zamanı düşünmeyin!.. İslâm, bütün çağlar ve zamanlar için olan bir din... Yâni çölü düşünün, köyü düşünün, kasabın olmadığı yeri düşünün!.. Süpermarketin olmadığı yeri düşünün!.. Muhtelif pozisyonları düşünün!..

Evde bir kurban kesilmişse ne olur?.. Bereket olur, muhabbet olur, şenlik olur. Misafirler daha rahat ağırlanır. “Buyurun oturun, yeyin, yemeğe kalın!” denir. vs. Bunu da hatırlatmış oluyoruz.

Bu konuşmamızda ileriye dönük iki şey hatırlattık: Ramazan’ın

68

son on gününde aman i’tikâfa girin; Peygamberimiz’in hadis-i şerifinde bastıra bastıra ilk nokta olarak söylediği Kadir gecesini yakalamak nasib olsun cümlenize... Sonra, Bayram günü de Allah’ın izniyle, Allah size bir zenginlik vermişse bir güzel kurban kesin; ordan da yedi yüz misli sevab alın!..


c. Teravih Namazı


Selman RA Efendimiz, başımızın tacı o sahabi-yi celil ne rivayet etmiş Peygamberimiz’in sözlerinden; ona dönelim:

“—Peygamber Efendimiz bize Şa’banın son gününde hutbe irad etti. Çıktı hutbeye, şu sözleri söyledi.” diyor. İlkönce Ramazan’ın muazzam, ulu, azametli bir ay olduğunu söylemiş; bir... Mübarek bir ay olduğunu söylemiş; iki... İçinde Kadir gecesi olan bir ay olduğunu söylemiş; üç... Bunlar önemli...

Devam edelim:


شَهْرٌ جَعَلَ الله صِيَامَه فَرِيضَةً، وَقِيَامَ لَيْلِهِ تَطَوُّعًا

69

(Şehrün ceala’llàhu sıyâmehû farîdaten ve kıyâme leylihî tatavvuan) “Allah bu Ramazan ayının içinde gündüzleri oruç tutmayı fariza kılmıştır, farz kılmıştır. Geceleyin kalkıp namaz kılmayı da tatavvu’ kılmıştır.” Tatavvu’, sevap kazanmak için farz olmadığı halde yapılan güzel ibadetler demek... Biz ne yapıyoruz; orucu tutuyoruz da, tatavvu’ olan gece namaz kılmayı da yapıyor muyuz?.. Yapıyoruz, yaptık, yaparak geldik buraya... Ne yaptık?.. Yatsı namazının arkasından Teravih namazı kıldık. İşte o, gecenin tatavvu’ olarak kılınmış bir namazıdır. Başka zamanlarda yok... Ramazan’da Efendimiz’in sünneti olarak Teravih namazını aşk ile, şevk ile kılıyoruz.

El-hamdü lillâh biz Yeni Cami’de içeride yer bulamadık, sünneti avluda kıldık da sonradan içeriye girdik. O bakımdan Denizlili kardeşlerimi de tebrik ediyorum, Allah razı olsun... Camilerin insanlara yetmemesi, cemaatin sokağa taşması İslâm’ın bereketini gösteriyor. El-hamdü lillâh pırıl pırıl gençlerin, yeni nesillerin İslâm’ın güzelliğini anladığını ve onu yaşadığını, sevdiğini, benimsediğini gösteriyor. Tebrik ederiz ve devamını dileriz, ziyadeleşmesini dileriz.


d. Hayırlara Yetmiş Kat Karşılık Verilmesi


مَنْ تَقَرَّبَ فِيهِ بِخَصْلَة مِنَ الْخَيْرِ أَوْ أَدَّى فَرِيضَةً، كَانَ كَمَنْ أَدَّى


سَبْعِينَ فَرِيضَةً فِيمَا سِوَاه .


(Men tekarrabe fîhî bi-hasletin mine’l-hayri ev eddâ farîdaten, kâne kemen eddâ seb’îne farîdaten fî mâ sivâhu) “Kim bu ay içinde, Ramazan ayı içinde hayırdan herhangi bir çeşidiyle bir hayır yaparsa, Allah’a yakınlık sağlayacak bir güzel jest, bir ibadet, bir hayır yaparsa, yahut da üzerine fariza olan bir şeyi bu Ramazan ayı içinde yaparsa; —meselâ zekât; zekâtın ille şu ayda verilecek

70

diye bir mecburiyeti yoktur amma, Ramazan ayında verirse meselâ— bu ayın dışında yapmış olduğu yetmiş farîza edâ etmiş gibi olur.” buyuruyor Peygamber Efendimiz...

Şimdi meselâ, ramazan ayında umreye giderse bir insan ne olur?.. Öteki aylardan çok sevab olur. Bu da bu ayın bereketindendir.


Hadis-i şerifi takib ettiğim için Ramazanla ilgili giriş mahiyetinde başka hadis-i şerifleri söylemedim. Ramazan ayında Allah-u Teàlâ Hazretleri cenneti, gökleri, yeri, mânevî atmosferi hazırlıyor. Cennetin kapıları mü’minlere açılıyor, cehennemin kapıları kapanıyor. Gökyüzü bezeniyor. Cebrâil AS’a Allah-u Teàlâ

Hazretleri emrediyor:

“—Git, şeytanların azılılarını, başkanlarını zincirlere bağla, denizlere at!” buyruluyor.

Hadis-i şerif var bu konuda... Yâni, şeytanların gücü tâkati kırılıyor, elleri ayakları bağlanıyor; insanları azdırma faaliyetleri azalıyor. Bu da güzel bir şeydir. Yâni, kötülüğün yapılması azaltılıyor Allah tarafından... Şeytanların çalışma imkânları zincirlere bağlanmak sûretiyle daraltılmış oluyor; bu da güzel bir şey...

Göğün bezenmesi, cennetin süslenmesi, cennet kapılarının açılması; bunların hepsi güzel şeyler... Bu ay önemli olduğu için oluyor ve bu ayın içinde insan bir hayır yaparsa, bir farzı yaparsa, başka zamanda yaptığından yetmiş kat fazla oluyor. Yâni ne demek sevgili dinleyiciler?.. Koşturun koşturabildiğiniz kadar hayır yapmağa demek... İnsanın ağzı tatlanıyor ve azmi artıyor hayırlar yapmağa... Değil mi?..


e. Sabır ve Bereket Ayı


وَه وَ شَهْر الصَّبْرِ،


(Ve hüve şehru’s-sabri) Bu ramazan sabır ayıdır. Ramazan’da

71

Allah-u Teàlâ Hazretleri bize, bizim için helâl olan bazı şeyleri yapmayın diye sabır emretmiş:

“—Su içmeyin, yemek yemeyin, şunu yapmayın, bunu yapmayın...”

Baş üstüne diyoruz, yapmıyoruz. Susasak da içmiyoruz. Gerçi şimdi kışa geldi Ramazan, oruç zamanı kısa; kolay tutuyoruz ama, yaza geldiği zamanlar da var... Uzun saatler, hem de harman zamanı, buğdayları biçip harman yaparken de dedelerimiz oruçları tutmuşlar gene... Ağızları kurusa da, dudakları çatlasa da sabretmişler. Sabır ayı...

Tabii bir de, biliyorsunuz dünya yuvarlak... Allah nasib etti, kardeşlerimiz bizi Avustralya’ya çağırdı. Bir ay önce oradaydık. Burada kış, Avustralya’da yaz... Burada siz orucu kısa tutuyorsunuz, çünkü gündüzleri kısadır. Ama Avustralya’da kardeşlerimiz uzun tutuyorlar; çünkü, yaz gündüzleri uzun... Yâni, dünyanın her yeri farklı olabiliyor.

Neticede, az da çok da olsa bir sabır imtihanı, egzersizi yapıyoruz. Sabahtan itibaren sabredebilirsek ne mutlu!.. Sabrediyoruz; su içmiyoruz, yemek yemiyoruz da; benim sabredebilirsek dediğim, kızmamak... Çocuğuna kızmayacaksın, hanımına kızmayacaksın, komşuna kızmayacaksın, yumuşak olacaksın, halim selim olacaksın!.. Başka şeylere de sabredeceksin: Harama bakmayacaksın, dilini tutacaksın, gözünü çevireceksin!..


وَالصَّبْر ثَوَاب ه الْجَنَّة ؛


(Ves sabru sevâbühü’l-cenneh) Sabrın sevabı, mukabili, karşılığı da cennettir. Sabır önemli bir şey... İnsan biraz zorlanıyor sabretmek için, dişini sıkıyor, zorlanıyor, kızarıyor ama, sabrettiği zaman sevabı da cennet oluyor. O bakımdan Peygamber Efendimiz bu cümlesiyle, iyi sabredenlere, orucu iyi tutanlara cenneti vaad

etmiş oluyor.


وَشَهْر الْم وَاسَاةِ،

72

(Ve şehrü’l-muvâsâti) Bu ay şehrü’l-muvâsâhtır. Şehrü’l- muvâsâh demek, birisine mâlî bakımdan, aynî bakımdan, eşya ve yiyecek içecek bakımından yardım etme ayı demektir. Ne yapacağız?.. Ayıracağız üç milyon, beş milyon lira; gireceğiz çarşıya, pazara... Yarım kilo peynir, üç kilo pirinç, beş kilo patates, şu kadar soğan, bu kadar bilmem ne... Kutuya doldurtacağız, götürüp tanıdığımız, mahallemizden, köyümüzden bir fakirin kapısını vuracağız, “Buyur, bunları ye!” diyeceğiz. İşte bu ne oldu?.. Mâlî bir destek oldu ona... Aynî olarak, yiyecek içecek olarak ona bir yardım etmiş olduk.

İşte Ramazan yardımlaşma ayıdır. Mü’min mü’mini gözetecek, yoksulları sevindirecek, gönlünü alacak. Onların da biraz nimet içinde rahatlamasını sağlayacak.


وَشَهْرٌ ي زَاد فِيهِ فِي رِزْق الْم ؤْمِنِ؛


(Ve şehrün yüzâdü fîhî fî rizkı’l-mü’mini) Bu ayda Allah

73

mü’minin rızkını arttırıyor. Hakîkaten kendi hanenizdeki umûmî grafiği bir çizin bakalım; on bir ayın yeme içme, sofra grafiğini, bir de on ikinci ay Ramazan’ın durumunu... Ramazan’da grafik değişiyor derhal... Neden?.. İşte Efendimiz’in bildirdiği bu hikmetten dolayı... Mü’minin rızkı Ramazan’da arttırılıyor. Sofrada çeşit çeşit rızıklar oluyor.

Hocamız cennetmekân Mehmed Zâhid Efendi, mütebessim gül çehresiyle güzel bir söz söylerdi. Derdi ki: “Rızık insanın boğazından geçendir, yoksa kasasında duran değil...” Hani peyniri kavanozun içine koysan, dışını yalasan; reçel kavanozunun dışını yalasan, bir şey yok... Rızık insanın boğazından geçendir.

Binâen aleyh, Ramazan’da bal gibi işte görüyoruz, çeşit çeşit nimetler sofranın üstünde... Saymak istesek parmaklarımız yetmez; el parmaklarımız biter, ayak parmaklarımız biter. Bir sürü nimetler... İşte nedir?..

“—Mü’minin rızkı arttırılıyor.” diyor Peygamber Efendimiz; Mehmed Zâhid KOTKU

74

onun tezâhürüdür bu...

Sadaka rasûlü’llah, Rasûlüllah doğru buyurmuş.


f. Oruçluya İftar Ettirmenin Sevabı


فَمَنْ أَفْطَرَ فِيهِ صَائِمًا، كَانَ مَغْفِرَةٌ لِذ ن وبِهِ وَعِتْق رَقَبَتِهِ مِ نَ النَّ ارِ،


وَكَانَ لَه مِثْل أَجْرِهِ، مِنْ غَيْ رِ أَنْ ي نْ قَصَ مِنْ أَجْرِهِ شَيْءٌ.


(Femen eftara fîhî sàimen, kâne mağfiretün li-zünûbihî) “Bu ayda bir oruçluyu iftar ettirir, akşamleyin yemek yedirtirse, kendi günahlarının mağfiret edilmesine sebep olur.”

O halde bir de bu tarafı var işin... Ne yapacağız?.. Soframız açık olacak, “Buyurun, bizde iftar edelim!” diyeceğiz, insanlara yemek yedireceğiz.

(Ve ıtka rakabetihî minen nâr) “Boynu da cehennemden âzâd olurmuş, böyle yemek yediren kimsenin... (Ve kâne lehû mislü ecrihî) “İftar ettirdiği oruçlu ne sevab kazandıysa, onun ecrinin bir misli de iftar ettirene verilir.” diyor Peygamber Efendimiz... (Min gayri en yenkusa min ecrihî şey’) “O oruçlu misafirin sevabından hiçbir şey eksilmeden, ev sahibine de onun ecrinin bir misli verilir.” diyor. Bu da çok önemli... Yâni, oruçluları evimize iftara çağırmak ve onlara yemek yedirmek önemli; çünkü onların ecrinin bir mislini alıyoruz.

Sıkı durun, bir müjde daha geliyor hadis-i şerifin devamında:


قَال وا: يَا رَس ولَ الله، لَيْسَ ك لُّنَا يَجِد مَا ي فَطِّر الصَّائِمَ .


(Kàlû: Yâ rasûla’llah! Leyse küllünâ yecidü mâ yufattiru’s- sàim.) Tabii, sahabe-i kiram çok sıkıntılar çektiler o zamanda... Demişler ki:

“—Hepimiz oruçluya iftar ettirecek, sofra kuracak durumda değiliz! Öyle yiyeceğimiz içeceğimiz yok ki evde, nasıl iftar

75

ettirebilelim?.. İftar ettirecek durumda olmayanlar ne olacak?” diye sormuşlar Peygamber SAS Efendimiz’e...

Peygamber SAS Efendimiz buyurmuş ki:


ي عْطِي الله هَذَا الثَّوَابَ لِمَنْ أَفْ طَرَ صَائِمًا عَلٰى تَمْرَة ، أَوْ شَرْبَةِ مَاء ،


أَوْ مَذْقَةِ لَبَن .


(Yu’ti’llâhu hâze’s-sevâbe li-men eftara sàimen alâ temretin, ev alâ şerbeti mâin, ev mezkati lebenin.) “Bu sevabı Allah-u Teàlâ Hazretleri bir oruçluya bir hurma ikram edene, yahut bir içim su verene veyahut birazcık sağılmış süt verene verir.” Yâni, o kadar zengin olmasa bile oruçluya böyle bir şey verdiği zaman o sevabı veriyor.

Onun için, az demeden iftar ettirmeğe koşturmak lâzım! Hattâ insan yanında sarılı hurma filân bulundursa, gàlibâ kârlı olur. Yolda giderken insan bazan yetişemiyor, trafik sıkışık oluyor,

76

kalabalık oluyor, yetişemiyorsunuz. Yanınında bulunsun, ikram edersiniz.

Biz geçen akşam yoldaydık. İzmir’e gireceğiz, iftar vakti geldi. Ben bizim ev halkına dedim ki:

“—Hadi bakalım çıkartın, bize bir şeyler ikram edin, sevapları kazanın!” dedim.

Onlar da arkadan bir şeyler gönderdiler, iftar ettik. Bu hadis-i şerifteki vaade göre, bizim sevabımızdan bir şey eksilmeden onlar da sevap almış oldular.


g. Evveli Rahmet, Ortası Mağfiret...


وَه وَ شَهْرٌ أَوَّل ه رَحْمَةٌ، وَأَوْسَط ه مَغْفِرَةٌ، وَآخِر ه عِتْقٌ مِنَ النَّارِ.


(Ve hüve şehrün evvelühû rahmetün ve evsatühû mağfiretün ve âhiruhû itkun minen nâr) Buyurmuş ki Peygamber Efendimiz bu ramazan için: “Bu öyle bir aydır ki, bu ayın evveli rahmettir.” yâni, insan rahmete giriyor. Şimdi biz Allah’ın rahmeti içinde yüzüyoruz el-hamdü lillâh...

(Ve evsatühû mağfiretün) “Ortası kulun günahlarının mağfiret olunmasıdır.” Suçluyuz, günahkârız, yüzümüz kara, mâzîmiz karanlık... Eksiğimiz kusurumuz çoktur ama, oruç tuta tuta ayın ortasında Allah günahları mağfiret ediyor.

(Ve âhiruhû ıtkun minen nâr) “Ramazan’ın sonu da cehennemden âzadlıktır.” Ey kulum, sen ramazanı tuttun, ben seni affeyledim, mağfiret eyledim, cehenneme de atmayacağım; hadi bakalım âzâd oldun!” diyecek Allah-u Teàlâ Hazretleri, ramazanı güzel tutanlara...

Allah bizi cehennemden âzâd ettiği bu bahtiyarlardan eylesin...


مَنْ خَفَّفَ عَنْ مَمْل وكِهِ فِيهِ، غَفَرَ الله لَه ، وَأَعْتَقَه مِنَ النَّارِ .


(Men haffefe an memlûkihî fîhî gafara’llàhu lehû ve a’tekahû mine’n-nâr) Biliyorsunuz harplerde esirler alınıyordu eskiden, köle

77

oluyordu, çalıştırılıyordu. Diyor ki Peygamber Efendimiz:

“—Kim kölesine bu ayda biraz işi hafif buyurursa, çok iş yüklemezse, —tabii, kölelerin bir kısmı müslüman olabiliyordu; müslüman ama köledir gene, çalışacak— Allah o kölenin efendisini mağfiret eder, (ve a’tekahû minen nâr) onu cehennemden âzâd eder.


h. Ramazan’da Zikir ve Dua’yı Çok Yapın!


وَاسْتَكْثِر وا فِيهِ مِنْ أَ رْبَعِ خِصَ ال : خَصْلـَتَ انِ ت رْض ـونَ بِهِمَا رَبــَّك مْ، وَ


خَصْلَتَانِ لاَ غِنٰى لَك مْ عَنْه مَا. فَأَمَّا الْخَصْلَتَانِ اللَّتَانِ ت رْض ونَ بِهِمَا


رَبَّك مْ: فَشَهَادَة أَ نْ لاَإِلٰ هَ إِلاَّ الله وَتَسْتَغْفِر ونَ ه . وَأَمَّا الْخَصْ لـَتَ انِ اللَّتَانِ


لاَ غِنٰى لَك مْ عَنْه مَا: فَتَسْأَلو نَ اللهَ الْجَنَّةَ، وَتَتَعَوَّذ ونَ بِهِ مِ نَ النَّ ارِ.


(Ve’steksirû fîhî min erbai hisâl) “Bu ramazan dört işi çok yapın!.. (Hasleteyni türdùne bihimâ rabbeküm) Bu dört işin iki tanesi ile Rabbinizin rızâsını kazanacaksınız, Rabbinizi sizden râzı edebileceksiniz. (Ve hasleteyni lâ ğınâe biküm anhümâ) Öteki iki tane iş de sizin vazgeçemeyeceğiniz, mecbur olduğunuz, muhtac olduğunuz, elde etmek zorunda olduğunuz şeylerdir. Dört şeyi çok yapın!” diyor.

Ne imiş onlar?.. (Feemme’l-hasletâni’lletâni turdùne bihimâ rabbeküm) Rabbinizi râzı edeceğiniz, Rabbinizin rızâsına ereceğiniz iki iş nedir: (Feşehâdetü en lâ ilâhe illa’llah) “Eşhedü en lâ ilâhe illa’llah” demektir. Bu çok önemli bir söz! “Ben şahidlik ederim, bilirim bildiririm ki, Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin şeriki, naziri yoktur, tektir.” (Ve testağfirûnehû) İkincisi de, istiğfar etmektir.

Demek ki, bu Ramazan ayında ne yapacağız?.. Eşhedü en lâ ilâhe illa’llah’ı çok söyleyeceğiz; bir... Estağfiru’llah’ı çok söyleyeceğiz. “Estağfiru’llahe’l-azîm ve etûbü ileyh” de diyebilirsiniz.

78

Ben eskiden mecmualarda yazmıştım, “Ramazan tasavvuf ayıdır.” demiştim. Peygamber SAS Efendimiz tasavvufu nasıl emrediyor, görüyorsunuz. Ramazan’da çokça “Lâ ilâhe illa’llah” diyeceksiniz, “Estağfiru’llah” diyeceksiniz. Bununla Rabbinizi râzı edersiniz diyor.

Bakın, Rabbimiz ne kadar lütufkâr ki, biz “Lâ ilâhe illa’llah” diyoruz, o râzı oluyor; biz “Estağfiru’llah” diyoruz, “Beni affet yâ Rabbi!” diyoruz, Rabbimiz râzı oluyor. Ne kadar güzel bir dinimiz var el-hamdü lillâh... Bu iki tanesini çok söyleyin muhterem kardeşlerim! Biraz sıkı, sağlam derviş olun!..


(Ve emme’l-hasletâni’lletâni lâ gınâe biküm anhümâ) “Kendisinden müstağni kalamayacağınız öteki iki iş: (Fetes’elûna’llahel-cenneh, ve teùzûne bihî mine’n-nâr) Allah’tan cennetini istemenizdir ve cehennemden Allah’a sığınmanızdır.”

Tamam, bunu da yaparız: “Yâ Rabbi, bizi cennetine dahil eyle!.. Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN

79

Yâ Rabbi bizi cehenneminden âzâd eyle!..” diye de çok diyeceğiz.


وَمَنْ أَشْبَعَ فِيهِ صَائِ مًا، سَقَ اه الله تَعَ الٰى مِنْ حَوْضِي شَرْبَةً،


لاَ يَظْمَأ بَعْدَهَا أَبَدًا.


(Ve men eşbea fîhî sàimen) “Kim bir oruçluyu bu ayda doyurursa, (sakàhu’llàhu teàlâ min havdî şerbeten) Allah o kimseye benim havz-ı kevserimden öyle bir kevser şerbeti ikrâm eder ki; (lâ yezmau ba’dehâ ebedâ) içen öyle kanar, öyle doyar, öyle memnun olur ki, hiç bir daha susuzluk çekmeyecek güzel bir hâle nâil olur.”

Böylece Peygamber Efendimiz, oruçluya ikram eden kimseye Allah-u Teàlâ’nın kevser şerbeti ikram edeceğini de bildirmiş oldu. Bu güzel hadis-i şerifi böylece biz de sizlere tamamlamış olduk.

Eğer not aldıysanız, epeyce bilgiler size ulaşmış oldu. Tekrar başından şöyle bir göz gezdirelim:


Bu hadisi şerife göre, gözümüzü dört açacağız, Kadir gecesini kaçırmamağa çalışacağız. Bunun için Ramazan’ın son on gününde i’tikâfa gireceğiz. Ramazan Bayramı’nda paramız pulumuz varsa, bir kurban keseceğiz. Sonra, bu ayın sabır ayı olduğunu bildiğimiz için sabredeceğiz, sabrın mukabilinin cennet olduğunu bileceğiz. Bu ayda bir insan hayır yaparsa veya başka aylarda yapabileceği bir hayrı bu ayda yaparsa, yetmiş misli sevap aldığını unutmayacağız. Bu ayda hayırlara çok koşacağız.

Rızk artıyor bu ayda... Ona da el-hamdü lillâh diyeceğiz, hamd edeceğiz. Bu ay biraz mâlî bakımdan fakirleri destekleme ayı olduğundan mâlî desteğimizi de yapacağız bu ayda... Mâlî derken hem para desteği nakit olarak; hem de aynî, eşya, yiyecek, giyecek olarak... Herkes bir bayram edecek, Ramazan’ın içinde bir rahatlayacak.

Kim oruçluya iftar ettirirse, günahları mağfiret oluyor, cehennemden âzâd oluyor, iftar ettirdiği oruçlunun sevabının mislini alıyor. Onun için ne yapacağız?.. Akşamları soframızı

80

açacağız, misafir davet etmeğe, bazı oruçlu kimselere iftar ziyafeti vermeğe gayret edeceğiz. Eğer imkânımız yoksa; bir içim su, bir hurma veya birazcık süt gibi bir şeyle ikram edilse, oruç açılmağa vesîle olunsa, o da o sevabı almağa sebep olacak.

Bu ayda “Lâ ilâhe illa’llah” demeyi çok yapacağız, “Estağfiru’llah” demeyi çok yapacağız. Cenneti çok isteyeceğiz Allah’tan... Cehennemden Allah’a sığınmağa fazla düşkünlük göstereceğiz. Fazla yalvarıp yakaracağız, “Affet bizi... Sokma bizi cehenneme yâ Rabbi! Bizi cehennemden âzâd et...” diyeceğiz.


Allah-u Teàlâ Hazretleri, bu hadis-i şerifte Rasûlüllah SAS Efendimiz’in müjdelediği, bildirdiği bütün bu güzelliklere cümlemizi erdirsin... Nice nice mübarek ramazanlara Allah’ın sevdiği kullar olarak ulaşmayı, Allah’ın sevdiği şekilde bu ayları ihyâ eyleyip, yaşayıp, ibadetle süsleyip bu ayların feyizlerinden, bereketinden, sevaplarından, nimetlerinden, ilâhî ikramlarından istifade etmeyi cümlemize Allah nasib eylesin...

Ömrümüzü rızâsına uygun geçirip, sevdiği kullar olmaya ulaşıp, kalbimiz nurlanıp, içimiz aşkullah, muhabbetullahla dolup ömrümüzü Allah’ın rızâsına uygun geçirmemizi Allah cümlemize nasib eylesin...

Hüsn-ü hâtimeler ile bu dünyadan vedâ edip ahirete göçmeyi, huzuruna sevdiği, râzı olduğu, yüzü ak, alnı açık, nurlu kullar olarak varmayı nasib eylesin... Rabbimiz cennetiyle, cemâliyle, cümlenizi, cümlemizi müşerref eylesin... Peygamber-i Zîşânımız’a, Habîb-i Edîbi Muhammed-i Mustafâ’sına komşu eylesin... O Havz- ı Kevserinden de doya doya nûş etmeyi Rabbimiz cümlemize nasib eylesin...

Es-selâmü aleyküm ve rahmetu’llàhu ve berekâtühû!..


2. 2. 1995 / 2 Ramazan 1415

Bizim Eller Radyosu – Denizli

81
05. TAKVÂ EHLİ OLUN!