Kotku.org Logo
Kitaplar
49.110 öne çıkan: (0.49 sn)
Mehmed Zâhid Kotku
Râmûzü’l-ehàdîs Dersleri 4
esadcosankulliyati.com › ramuzulehadis4

f. Hz. Ali RA’ı Sevmek

İskenderpaşa Camii -

RE. 168/3 (Elâ urdîke yâ alî, ente ahî ve vezîrî, takdî deynî, ve tüncizü mev’idî, ve tübriü zimmetî; femen ehabbeke fî hayâtin minnî, fekad kadâ nahbehû; ve men ehabbeke fî hayâtin minke ba’dî, hatema’llàhu lehû bi’l-emni ve’l-îmâni; ve men ehabbeke ba’dî velem yerake, hatema’llàhu lehû bi’l-emni ve’l-îmâni, ve âmenehû yevme’l-fezei; ve men mâte ve hüve yübğıduke yâ ali, mâte mîteten câhiliyyeten, yuhàsibühu’llàhu bimâ amile fi’l- islâmi.) (Elâ urdîke yâ alî, ente ahî ve vezîrî) “Sen benim İslâm’da kardeşim ve vezirimsin.”

Başka bir hadis-i şerifte Efendimiz buyurmuşlar ki:

“—Benim iki tane yerde, iki tane de gökte vezirim vardır. Gökteki vezirlerimin birisi Cebrail, birisi Mikail’dir. Yerdeki vezirlerimin birisi Ebu Bekir’dir, birisi de Ömer’dir.”

(Takdî deyni) “Borcumu öder, (ve tüncizü mev’idî) verdiğim sözü yerine getirir, (ve tübriü zimmetî) zimmetimi ibrâ edersin.” (Femen ehabbeke fî hayâtin minnî fekad kadâ nahbehû) “Ben hayattayken seni kim severse, o âhiretin saadetini bulmuştur.”

(Ve men ehabbeke fî hayâtin minke ba’dî) “Bir de ben âhirete göçtükten sonra kıyamete kadar gelecek müddet içerisinde yine seni seven insan, (hatema’llàhu lehû bi’l-emni ve’l-îmâni) emn ü imân ile, saadetle âhirete göçer. (Ve men ehabbeke ba’dî ve lem yerake) Benden sonra yine seni görmeden seviyor; (hatema’llàhu lehû bi’l-emni ve’l-îmâni) o da emn ü imân ile, saadetle âhirete göçer. (Ve âmenehû yevme’l-feze’i) O kıyamet gününün bir korkusu var ya, o korkudan da Cenâb-ı Hak onu emin kılar.” Menkıbesini duyuyoruz, Rasûlullah’ın damadıdır diyoruz, Allah’ın aslanı diyoruz, seviyoruz.

(Ve men mâte ve hüve yubğıduke yâ aliyyü) “Her kim seni sevmeyerek, sana buğz ederek ölürse yâ Ali, (mâte mîteten câhiliyyeten) cahiliyet ölümü üzerine ölür. (Yuhàsibühu’llàhu bimâ amile fi’l-islâmi) İslam’daki bütün amelleriyle Allah onu hesaba çeker; hayır işlemişse hayırlarının mükâfatını görür, şer işlemişse şerlerine karşılık ceza görür.”

Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan
Kadın ve Aile Dergisi Başyazılar - Kafirlerin Batıl İşlerini Taklid Etmeyin!
esadcosankulliyati.com › arsiv › byazilar › kadaile › ka9112

KAFİRLERİN BATIL İŞLERİNİ TAKLİD ETMEYİN!

Sözü yılbaşı kutlama ve eğlencelerine bağlamak istiyorum. Görüyorsunuz ki Resulullah efendimiz folklor haline gelmiş, nisbeten masum, dini olmayan, kavmi ve mahalli birtakım günleri bile böyle yasaklayıp kutlamadığına göre; Başka dinlere mensup gayri müslim milletlerin dini günlerini kutlamaları, içlerine küfür ve putperesi inançlarının karışmış olduğu batıl görenek ve adetlerine uymaları, bu vesilelerle eğlenceler tertiplemeleri, hediyeler alıp vermeleri müslümanlara kesinlikle ve şiddetli haram ve yasaktır, çok büyük günah ve feci bir yanlışlık olur, müslümanın din ve imanına, vakar ve asaletine, izzet ve şerefine asla ve kat'a uygun düşmez O halde lütfen: Kimsenin yılbaşı gecesini kutlamayınız; eğlencelerine, davetlerine katılmayınız; bu sebeple verilen hediyelerini almayınız; içkili-kumarlı, haramlı-günahlı toplantılardan şiddetle kaçınınız; evinize o geceye mahsus çerez, meyva almayınız; o gün için hindi kesmeyiniz; odalarınıza, dükkan ve mağaza vitrinlerinize çam ağacı dikmeyiniz, yılbaşı süslemesi yapmayınız...
Mehmed Zâhid Kotku
Râmûzü’l-ehàdîs Dersleri 7
esadcosankulliyati.com › ramuzulehadis7

g. Fitneyi Uyandırmayın!

İskenderpaşa Camii -

sonra artık seyret cümbüşü...


g. Fitneyi Uyandırmayın!


Râfiî, Enes ibn-i Mâlik RA’dan rivayet etmiş.

Peygamber SAS Efendimiz buyurmuşlar ki:206


الْفِتْنَةُ نَائِمَةٌ، لَعَنَ اللهُ مَنْ أَيْقَظَهَا (الرافعي عن أنس)


RE. 226/5 (El-fitnetü nâimetün, leana’llahü men eykazahâ.] (El-fitnetü nâimetün) “Fitne uykudadır; (leana’llahü men eykazahâ) Allah, onu uyandırana lânet etsin!” [Fitne imtihan demektir. Anarşi, bozgunculuk, günah, şirk, belâ ve daha başka mânâlara gelirse de, ekseriya bölücülük, bozgunculuk anlamında kullanılır. Müslümanlar arasında bölücülük yapmak, onları sıkıntıya, zarara, günaha sokmak, insanları isyana kışkırtmak demektir.] Bunları uyandıran, bunlara sebep olan insanlara Allah lânet eder. Bir musibettir, masiyettir, insan beşeriyet iktizası yapmıştır ama bak, ne kadar büyük felaketi var! Allah’ın lânetine müstehak olmasına vesile oluyor.

Onun için sabah ve akşam istiğfarlarına çok devam etmeli. Hele Seyyidü’l-İstiğfâr var ki:207


اَللهُمَّ اَنْتَ رَبِّى، لاَ اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ، خَلَقْتَنِى، وَاَنَا عَبْدُكَ، وَاَنَا عَلٰى


عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَااسْتَطَعْتُ، اَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَاصَنَعْتُ، اَبُوءُ لَكَ




206 Kenzü’l-Ummâl, c.XI, s.127, no:30891; Câmiü’l-Ehàdîs, c.XV, s.18, no:14861

207 Buhàrî, Sahîh, c.XIX, s.363, no:5831; Tirmizî, Sünen, c.XI, s.255, no:3315; Neseî, Sünen, c.XVI, s.445, no:5427; Ahmed ibn-i Hanbel, Müsned, c.IV, s.122, no:17152; Neseî, Sünenü’l-Kübrâ, c.IV, s.465, no:7963; Taberânî, Mu’cemü’l- Kebîr, c.VII, s.292, no:7172; İbn-i Ebî Şeybe, Musannef, c.X, s.296, no:30052;

Şeddâd ibn-i Evs RA’dan.

Mehmed Zâhid Kotku
Tenbihler
esadcosankulliyati.com › tenbihler › ders15

15. Ders:

6. Sâhibül artabe: Def çalanlar.

7. Sâhibül kûbe: Tanbur çalanlar.

8. Utül: Özür kabul etmiyenler... Hatâ ediyor insan, hemen özür diliyor. Özürünü de o kabul etmiyor.

9. Zenîm: Veled-i zinâ olanlar, (yak'udu alâ kàriatit tarîk, feya'tâbun nâs) işi gücü insanları gıybet etmek olanlar.

10. Akk: Anaya babaya asî olan.

"Bu on kişi, ancak tevbe ederlerse cennete girecekler. Tevbe etmeden bu şekilde ölürlerse, giremezler." buyurmuşlar. Allah muhafaza etsin...

Peygamber SAS buyurdu ki:

On kişinin de Allah namazlarını kabul etmez:

1. (Racülün sallâ vâhiden bigayri kırâetin) "Okumak bilmiyor, yalnız başına namaz kılıyor." Okumak bilmeyen imamla kılarsa, kurtarır yakayı... Ama yalnız kılınca, kabul olmuyor.

2. (Ve racülün lâ yüeddiz zekâte)" Zekâtını edâ etmeyen adam..." İnkâr ederse küfre girer. Vermemek günah olur. Bir de kabul etmezse zekâtı, o Salebe'nin hikâyesi gibi; o küfrü mucib olur. Bunların namazı kabul olmuyor.

3. (Ve racülün yeümmü kavmen ve hüm lehû kârihûn) "Cemaatin sevmediği bir imam..."

4. (Ve raculün memlûkün âbikun) "Efendisinden kaçan köle..."

Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan
Sosyal Çalışmalarda Organizasyon ve Başarı
esadcosankulliyati.com › soscaorg › ibadet

İbâdet Bir Sanattır

Çevre güzel... Başımızı kaldırıp ormandan pek istifade edemedik, dün akşamki küçük yürüyüş hariç... Ama, gezen gençleri, çocukları, hanımları gördükçe seviniyoruz. Dinlendiler. Çocuklar rahatladı.

Havuzdan da alacağımız kaldı. Havuzdan bazıları istifade etmiş de bize söylemediniz. İlkönce, "Havuz doldu hocam, buyurun!" demeniz lâzımdı. Ordan da alacaklı oluyoruz, hepinizden veya yöneticilerden...

Hasılı tatlı geçti. Allah hepinizden razı olsun... Çünkü, böyle yerler grup halinde olunca tatlı olacak gibi görünüyor. Tek başımıza gelsek, bir aile olarak herhalde, içki şişelerinin arasında, sarhoşların içinde böyle huzurlu olamazdık. Akşam yaptığımız gibi, seccâdeleri, halıları dışarıya serip de namaz kılamazdık. Her şey grup içinde tatlı oluyor.

İnsanın muhabbetle yaşadığı bir grubu olması, çok büyük bir nimettir muhterem kardeşlerim!.. Bunu bilin! Birbirini seven insanların, böyle grup teşkil eden insanların birbirine desteği çok fazladır. Ağacın bile etrafındaki topraklar çekildiği zaman, ağaç kurur. Dişin etleri aşağı çekildiği zaman diş sallanmağa başlar. Her şeyi kökü ve çevresi kuvvetlendiriyor, destekliyor. İnsanı da böyle bir sosyal çevresi destekler, mutlu eder. Yapayalnız kalmak zordur.

Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan
Güncel Meseleler 2
esadcosankulliyati.com › guncelmeseleler2

b. Mehdi’nin Askerleri

söyleyin; o şu tarihi veriyor, bu tarihi veriyor... Ben tarih vermedim!’ dedi.” demiş.

“—Tamam, çok güzel bir işareti almış.” dedim.

Demek ki, Hocamız tarih verilmesinden, rakam verilmesinden memnun olmamış.


Meselâ, benim de bir gece —hiç ilgisi yokken, akşam o konuşulmamışken, o günlerde zihnimde yokken— rüyamda çok kesin bazı bir şeyler söylediler. Ama ben kimseye bir şey söylemek istemiyorum şu sırada... [1993]

Demiş olabilir, tutabilir, içimizdeki bazı kimseler belki onun askeri olabilme durumunda olabilirler. Ama bazıları Mehdî’nin askeri olacağız derken, şairin bir sözü var:


Gökte yıldız ararken nice turfa müneccim,

Gafletle görmez kuyuyu rehgüzerinde...


Mânâsı şudur ki: “İlm-i nücûma hevesli, astronomiye yeni öğrenci olmuş, müneccim olacak, yıldızlarla ilgili bilgileri öğrenip camide muvakkit olacak vs... Turfa müneccim demek; yâni tâze, yeni müneccim... ‘Kutup Yıldızı bu muydu? Çoban Yıldızı bu muydu?’ filân diye gökte yıldız ararken, nice tâze müneccim, gafletinden ayağının ucundaki çukuru görmez.” diyor şair... Önüne bak mübarek! Gökteki yıldıza bakacağına, bastığın yere bak! Bu şakanın arkasından şuraya getirmek istiyorum: Bazıları Mehdî’yi beklemekten, şeyhe bağlılığı terk ediyorlar. Öyle yağma yok... Öyle saçma iş de yok... Yâni, sen önündeki kuyuyu görmezsen, cump diye kuyuya düşersin... Kafan gözün duvarlara vurur, kanar... Aşağıdan da belki çıkaramazlar seni... Onun için, yukarıda yıldız arayacağına, önüne bak!


Ben bazı arkadaşlara şöyle dedim: “Mehdi çıkacak! Tamam, çıkınca haber alırsak, Allah’ın izniyle hep beraber gideriz, tabi oluruz. Çünkü, tâbî olmak emrediliyor. Tâbî oluruz çıktığı belli

Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan
Hadis Dersleri 11
esadcosankulliyati.com › hadisdersleri11

a. Yahudilerle Savaş

İskenderpaşa Camii -

olarak küçüktür. Arkasında Amerika var. Onun için dört bir yandan saldırıyorlar, bir şey olmuyor. Hava hücumu yapmak istiyorlar, hava şemsiyesine alınmış; süper devletlerin himayesi altında olduğundan bir şey olmuyor.

Müslümanların da silahları yok. Gerekli modern cihazları yok. Radarları, uçakları, güdümlü füzeleri ve sâiresi yok. Teknolojide, ilimde geri kaldıkları için, şimdi müslümanların burunlarından geliyor.

Evvelce geri kalmanın; bir asır, iki asır önceden beri başlamış olan geride kalmanın acısını hemen hissedip parayı pulu bu sahaya aktarmaları gerekirken, bizimkiler Dolmabahçe Sarayı yapmışlar. “—Topkapı Sarayı’nda otur!” Borçlanarak yapmışlar. Süslü, güzel. Evet, güzel. “—Ne yapacaksın? İşte içi bomboş, şimdi müze olarak duruyor.” Topkapı Sarayı’nda otursaydın ne olurdu? Minderde otursaydın ne olurdu? Avize olmasaydı ne olurdu?


Şu camiye getirmişiz, şu avizeyi koymuşuz.

“—Diyelim ki avize olmasaydı kıyamet mi kopardı?” “—Kıyamet kopmazdı, bir şey olmazdı.” “—Halı olmasaydı, tahta olsaydı, hasır olsaydı ne olurdu?” “—Bir şeycik olmazdı.” “—Duvarlarda nakış olmasaydı ne olurdu?” Müslümanların içi mamur olduğu zaman dışarısı sade olur; kıymeti yok. İnsanın içinde harabiyet başladığı zaman dışa, süse düşer. Çünkü içi harap olmaya başladı; o zaman dışarıdaki başka nakışlarla oyalanıyor. Peygamber Efendimiz’in mescidinin avizesinde acaba kaç tane lamba vardı? Zemininde acaba Sivas halısı mı vardı, Bünyan halısı mı vardı, ipek halı mı vardı, yün halı mı vardı? Duvarları altın yaldızla mı süslüydü, kapıları altından mıydı, gümüşten miydi?

“—Hayır, hayır!” Hurma dallarından örtülmüş, çamurla sıvanmış. Ama içinde Peygamber SAS vardı. Seyyidü’l-evvelîn ve’l-âhirîn… Allah-u Teàlâ’nın;


إِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ (القلم:٤)

Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan
Tefsir Sohbetleri 3
esadcosankulliyati.com › tefsir3

c. Onların İşlediği Onlara, Sizin İşlediğiniz Size

AVUSTRALYA -

مَنْ أَبْطَأَ بِهِ عَمَـلُهُ، لَمْ يُسْرِعْ بِهِ نَسَـبُهُ (م. د. ت. ه. عن أبي هريرة)


(Men ebtaa bihî amelühû, lem yüsri’ bihî nesebühû) “İşlediği icraat kendisini ileriye götüremeyen, geride bırakan bir kimseyi, soy sop ilişkisi, nesebinin asaletli olması ileri götüremez. Amelinin geri bıraktığı kimseyi, nesebi ileri götüremez.”

“—Ben falancanın çocuğuyum!..”

İyi ama, sen güzel bir şey yapmadın ki, bir güzel mükâfata eresin; güzel bir sevap kazanıp da kendini kurtarasın... Onların soyundansın ama, onların yolunda değilsin, yanlış yola gitmişsin. Efendi bir ailenin, soylu bir ailenin haylaz bir mirasyedi çocuğunun kumarhanelerde ömrünü ifnâ edip de, sonra iflas edip perişan bir şekilde ölmesi gibi, öyle bir şey...

Onun için, herkesin kendisine sahip olması lâzım, sorumluluğunu idrak etmesi lâzım! Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin emirlerini ciddiye alması lâzım! Bu işlerin şakasının olmadığını bilmesi lâzım, aklını başına toplaması lâzım!..

Tabii müstakbel azab, şu anda olmayan azab, istikbalde gelecek olan azab, bazı kimselerin aklına girmiyor. Yâni, ondan korkmuyorlar. Ama yaklaştığı zaman, korkacaklar. Bu, çocuğun senenin başında ders çalışmamasına benziyor. Ama sene sonu yaklaştığı zaman, imtihan günleri geldiği zaman, gece uykusu bile kaçar. Sabahlara kadar çalışmaya gayret eder ama, o zaman da birkaç gün içinde çalışmak büyük bir fayda vermez. Dünya hayatı da böyle...


Biz şimdi bu ayetleri okuyoruz, sizler dinliyorsunuz, bantlara alınıyor, yazılara da yazılıyor, geçiyor. Kitaplar neşredilmiş. Eskiler yazmış, biz de üzerinde çalışmalar yapmışız, neşretmişiz... Bunların hepsi birer belgedir. Kim için?.. Allah yolunda


Dünyâ, Kadàü’l-Havâic, c.I, s.85, no:97; Cürcânî, Târih-i Cürcân, c.I, s.136, no:146; İbn-i Asâkir, Mu’cem, c.I, s.339, no:696; Ebû Hüreyre RA’dan.

Dârimî, Sünen, c.I, s.111, no:345; Beyhakî, Şuabü’l-İman, c.I, s.448, no:671; Abdullah ibn-i Abbas RA’dan.

Kenzü’l-Ummâl, c.XV, s.904, no:43560; Keşfü’l-Hafâ, c.II, s.1340, no:2343.

Mehmed Zâhid Kotku
Özel Sohbetler
esadcosankulliyati.com › ozelsohbetler

70. SON KONUŞMA

Medine -

2. Zilhicce’nin Arafe dahil ilk on günü.

3. Muharrem’in ilk on günü.


Bir daha toplu halde bulunacağımızı zannetmiyorum!

Ne dervişlikte, ne şeyhlikte, ne imamlıkta iş yok... İş, Allah'ın rızasını kazanabilmekte! İş, Allah'ın rızasını kazanabilmekte! İş, Allah'a kul olabilmekte!

Allah'ın rızası, az fakat devamlı ibadetle ve günahlardan kaçarak kazanılır. Büyüklerimiz, günahları bin defa okuturlarmış; siz de çok okuyun!

Gönlünüze şeytanı sokmamağa çalışın; çıkarması çok zor! Çok bilmek hüner değil! Çok paranın da hesabı var... Kuvvete sahip olmak da hüner değil! Her ilmin üstünde ilim var. İlim, edep ve takvâyı beraber yürütün!

Buralara —farz hac için olduğu gibi— mutlaka gelinecekse, ceplerinizi doldurun, öyle gelin; kimseye sığınmayın!97


05. 11. 1980 - Medine








97 Son haclarından dönerken Medine-i Münevve’de bir grup ihvana yaptıkları konuşmadan notlar.

Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan
Güncel Meseleler 2
esadcosankulliyati.com › guncelmeseleler2

c. Mehdi Doğdu mu?

ciddî rivayetler oluyor.

Ben şahsen birkaç sene önce (1993) bir rüya gördüm. Rüyamda bana, “Mehdi AS bu gece doğdu!” dediler. O rüya doğru ise, demek ki henüz daha Mehdilik vazifesine başlamamış.

Ama bilemeyiz, rüya ile amel edemeyiz. Delil beklemek lâzım!


2. Soru:

Hazret-i Mehdi hakkında bilgi verir misiniz, hadislerde ismi belirtilmiş midir?


Tabi bu konuda hadisler vardır ve bu hadisleri toplayan kitaplar vardır ve bu kitaplardan bazısı büyük Hanefi âlimleri tarafından yazılmıştır. Türkçe’ye de tercüme edilmiştir. Birkaç tanesi: İsmi Peygamber Efendimiz’in ismine uyacak, yani Muhammed olacak, O kitapları okur, daha teferruatlı bilgi sahibi olabilirsiniz.


3. Soru:

Biz Mehdi AS’ı görecek miyiz?


Sabahattin Bilgiç anlatıyor: İsveç’ten ayrılmadan önceki günlerinde (Aralık 2000), Hoca Efendi birkaç sabah hep Mehdi’den ve Deccal’den bahsettiler. Hatta, bu konularla ilgili hadisi şerifleri araştırmamızı istediler. Ve konuşmaları esnasında:

“—Bana bundan altı-yedi yıl önce, bir gece rüyamda ‘Bu gece Mehdi doğdu.’ dediler. Arkasından şu cümleyi de eklediler: “Ama yatmadan önce hiç bu konuyla ilgili bir konuşma ve saire de olmamıştı.” dediler.

Bir süreliğine bizim mahallede misafir kalan Kululu Mehmet Amca’ya dönüp: “Mehdi’yi sen ve ben göremeyiz ama, bunlar görecekler!” dediler.

Nitekim, kısa bir süre sonra, hem Mehmet Amca, hem de Hocamız rahmet-i Rahman’a yürüdü.

©2024 Kotku Enstitüsü v2.7.2